1 Ocak 2016 Cuma

HADİSİN KISIMLARI

İMAM HAFIZ EL-MÜNZİRÎ 'nin TERGİB ve TERHİB ( Hadislerle İslam ) Adlı Eserinden

HADİSİN KISIMLARI



1 - Sahih hadis 


Sahih hadis: Adalet ve zabt şartlarını haiz ravilerin, Hz. Peygamber (s.a.v.) 'e kadar uzanan muttasıl bir isnadla rivayet ettikleri, şaz ve illetten salim hadislerdir.

Bir hadis sahihtir denildiği zaman onun maktu olmadığı, yani senedinin muttasıl olduğu anlaşılır. Sahih değil denilince de senedi sahih değildir, manası anlaşılır. Muhtar olan, hiçbir isnad hakkında genel olarak "bu en sahih isnaddır" diye kesin konuşulamaz, denilmiştir.

MAHFUZ VE ŞAZ

Bu râvinin hadîsine, ya zabt fazlalığı, yahut adet çokluğu, yahutta diğer tercih sebeplerinden birisi dolayısıyla kendinden daha üstün bir başka râvi yönünden muhalefet vâki olursa, Râcihe (daha üstün olana) mahfûz, mukabiline (yani mercûha) de şâz denir. Et-Tirmizî, en-Nesâî ve İbn Mâce’nin İbn Uyeyne tarîkiyle Amr ibn Dînâr’dan, onun Avsece’den, onun da İbn Abbâs’tan rivâyet ettikleri

İSNAD ve Merfu, Mevkuf, Maktu, Müsned Hadisler.

İSNAD

1. İsnadın Lügat ve Istılah Manâsı

İsnad, lugatta ya lâzım (geçişsiz) olarak dağın eteğinden zirvesine doğru tırmanmak ve yükselmek, yahutta müteaddî (geçişli) olarak yük­seltmek manâsında kullanılmıştır. Bundan ayrı olarak, İsnadın, bir de iti-mad etmek manâsı vardır ve her iki manâ, sülâsîden kullanılan sened ke­limesinin tam karşılığıdır. Hadîs ıstılahında ise, isnâd, sözün, aracılar vâsıtasıyle asıl sahibine yükseltilmesidir ve bu tarif, kelimenin, dağın zir­vesine yükselmek veya yükseltmek manâsından alındığına delâlet eder.

KUDSİ HADİS

Peygamberin (s.a.v) söz olarak Rabbine izafe veya Rabbinden rivayet ettiği hadislere hadis-i kudsi (hadis-i ilahi veya rabbani) denilmiştir. Bu çeşit hadislere kudsiyyetin izafe edilmesi, tariften de anlaşıldığı gibi onların, her türlü noksanlıktan münezzeh olan Allah Teâlâ’dan sadır olması yönündendir; yani bunların menşei, Allah Teâlâ’dır; onları ilk defa söyleyen O’dur. Allah Teâlâ’dan sadır olan ve kudsi denen bu sözlere hadis lafzının ıtlakı ise, bunların Peygamber (s.a.v) tarafından Rabbinden nakil ve hikâye edilmesi sebebiyledir.

RIHLE

RIHLE

RIHLE: Hadis ilminde, muhaddislerin yeni hadisler öğrenmek için uzak diyarlara yaptıkları ilim yolculuklarına rıhle denir.

Hadisi bizzat hocadan semâ’ ve kırâat metotlardan biriyle alma isteği hadis talebelerinin yorucu yolculuklara çıkmalarını gerektirmiştir. İlk dönemde pek çok hadis âlimi hadis metinlerini doğrudan hocadan almak için uzun yolculuklara çıkmıştır.

CEVŞEN-UL KEBİR (Reddiye)


"Cevşenin Kaynakları" adlı zırvaya reddiye

Cevşen-ül kebir duası ile alakalı bir kişi bu sitenin linkini (http://www.cevsen.de/cevsen-nedir/sual-ve-cevaplar/31-cevsenul-kebir-duasinin-kaynagi-nedir.html ) bizimle paylaştı.

İnsanların akidesini ifsad eden bu siteye cevap vermek icap etmiştir

Sitede deniliyor ki;

Cevşenü’l-Kebîr “Amelî hüküm” içeren bir metin değil; feyizli bir münâcâttır. Vahye dayanan eşsiz bir tefekkür ve zikir kaynağıdır.

KUR'ANİYYUN (Hadis İnkarcılığı)

Bir İfsad Hareketi Olarak Ortaya Çıkan Kur'aniyyun

Seyyid Ahmed Han’ın düşünceleri etrafında Abdullah Çekrâlevî tarafından Hindistan’da oluşturulan cemaat.

İslâm dünyasında “ehl-i Kur’ân” ve “Kur’âniyyûn” olarak bilinen bu ekol XIX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmıştır. Sünneti tamamen reddederek sadece Kur’an’ı benimseme anlayışı ilk defa II. (VIII.) yüzyılda tartışma konusu olmuş ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür (İmam Şâfiî ile yapılan bir tartışma için bk. el-Üm, VII, 250-254).